Kuzey Ege Hikâyeleri

Barbarossa: Midillili Korsan Kapudan

Ünlü Osmanlı Korsanı Üzerine Düşünceler – Dimitris Krallis

Siyasi zekâsı sayesinde Yunan bilgelik panteonunda yer edinen Midillili Pittakos dışında, yüzyıllar boyunca hem Midilli’nin hem de çevresindeki siyasi oluşumların tarihini dramatik biçimde etkileyen tarihî şahsiyetleri kolay kolay adadan sayamayız. Bu topraklarda filozoflar, şairler ve yazarlar doğmuştur doğmasına; ama siyasi figürler veya eylemleri ve hayatlarıyla tarihin akışını değiştiren insanlar belki de daha azdır. Ancak burada ilginç bir istisna vardır. Midilli’nin Paleokipos köyünde doğan Hızır Reis, nam-ı diğer Barbaros Hayreddin, kariyeriyle Akdeniz’in idarî coğrafyasını yeniden düzenlemiştir. Peki bu nasıl olmuştu? II. Mehmed’in ordularının adayı fethine katılan bir Osmanlı sipahisinin oğlu olan Hayreddin, yerel bir papazın dul eşi olan Rum (Yunanca dilli) Katerina’dan dünyaya geldi. Hayreddin, üç erkek kardeşi ve iki kız kardeşiyle birlikte Türkçe ve Yunanca konuşarak büyümüş görünüyor. Erkek kardeşler denizci olmuş ve yavaş yavaş korsanlık dünyasına adım atmışlardır. Burada onları Akdeniz’in dört bir köşesine götüren ve sonunda Francis Drake’in Osmanlılı öncülü diyebileceğimiz Hayreddin’i Babıali’ye ve Kanuni Sultan Süleyman’ın sarayına taşıyan görkemli kariyerlerinin ayrıntılarına girmeyeceğiz.

16. yüzyıldan anonim bir İtalyan sanatçı tarafından yapılmış Barbaros gravürü. Kaynak: wiki commons, açık erişim

Burada Hayreddin ün kazanmış, bir kapudan olarak elde ettiği başarılar imparatorluğun idari tarihini değiştirmiştir. Peki nasıl? 16. yüzyılın başına kadar Midilli, Osmanlı İmparatorluğu’nun en eski idari bölümlerinden biri olan, Anadolu ile birlikte kurulan Rumeli eyaletine bağlıydı. Ancak donanmanın ve armadanın Akdeniz’deki Osmanlı operasyonları için önemi ve imparatorluğun muzaffer filolarının lideri olarak Hayreddin’in öne çıkışı, Kanuni’yi devletin sonuna dek aşağı yukarı kalıcı olacak bir reform yapmaya yöneltti. Basitçe ifade etmek gerekirse, Midillili kapudan, sultanı kendi memleketini, karşı kıyıyı ve diğer Ege adalarını ayırıp bunları, artık Osmanlı topraklarını birbirine bağlayan denize odaklanan yeni bir idari bölgeye dönüştürmeye ikna etti. Böylece Paleokipos’tan çıkan bir korsan, kendi çağının en güçlü imparatorluğunda, sınırları Budapeşte’den Sudan’a, Cezayir’den Basra’ya uzanan bir devlette, büyük bir idari yeniden yapılanmada rol oynamış oldu.

Not: Pompeius’un iyi bir dostu olmuş ve bu dostluğunu memleketi Mytilene şehrinin yararına kullanmış Tarihçi Theophanes’ten de bahsedebiliriz. Ancak onun etkisi de diğer pek çok kişinin etkisi gibi, çok daha yereldi.